baner5.gif (19745 bytes)
  

Hasan Yaşar Özfidan Yazıyor...  hasanozfidan1@hotmail.com

 
19.12.2005, 21:44

.
BEDELLİ ASKERLİK İÇİN KLASİK SÖYLEMLERDEN SIKILDIM.
Öncelikle bedelli askerlikten gelecek kaynağın askerlerin ihtiyaçlarına akıtılması hedeflenmelidir.
.
 

             BEDELLİ  ASKERLİK  İÇİN  KLASİK  SÖYLEMLERDEN  SIKILDIM.

 

           Malum,  kamuoyunda  bazı  aralıklarla  bedelli  askerlik  gündeme  gelmektedir.  Bedelli  askerliğin  çıkmasını  isteyenlerin  ileri  sürdükleri  gerekçeler  ve  buna  karşılık  yetkili  kurumlar  tarafından  verilen  cevaplar  hep  aynı  olmaktadır.  Ben  bu  kısır  döngüyü  bu  yazımla  kırmak  istiyorum.

          Kamuoyunda  her defasında  İzmit  depremi  sonrası  çıkarılan  bedelli  askerlik  ve  sağladığı  kaynaklardan  bahsedilmektedir.  Şurası  unutulmamalıdır ki,  İzmit  depremi  sonrası  bedelli  askerlik  dahil, sağlanan  tüm  kaynakların  depremzedeler  için  harcanıp  harcanmadığı  tartışılmaktadır. Hal  böyle  iken  ve  askerin  modernizasyon  için  paraya  ihtiyacı  varken,  adeta  bedelli  askerliğin  çıkarılmasını  sabote  edercesine  bedelli  askerlikten  sağlanacak  kaynağın  hayvancılık  yada  milli eğitime  aktarılması  söylemleri  son  derece  yanlıştır  ve  askerin  motivasyonunu  kırmaktadır.  Örnek  olarak,  paraya  ihtiyacı  olan  bir  insanın  bir  şekilde  evinin  bir  odasını  kiraya  vermesi  ve  elde  edeceği  bu  geliri  kendi  ihtiyacı  için  değil,  başka  yerler  için  harcaması  istenirse,  bu  kişi  evini  kiraya  verir mi?  Öncelikle  bedelli  askerlikten  gelecek  kaynağın  askerlerin  ihtiyaçlarına  akıtılması  hedeflenmelidir. 

         Kamuoyunda  İzmit  depreminde  olduğu gibi  büyük  bir  deprem  sonrası  bedelli  askerliğin  çıkağı  kanısı  hakimdir.  Malum,  olası  İstanbul  depremi  için  öngörülen  30  Yıllık  sürecin  yaklaşık  10  Yılını  geçirmiş  bulunmaktayız.  Yani  önümüzdeki  20  Yıl  içersinde  İstanbul  için  deprem  sözü,  olasılıkların  dışına  çıkarak,  gerçeğin  ta  kendisi  olarak  karşımıza  çıkmaktadır.  Böyle  bir  deprem  sonrası,  Askeri  kesim,  her  zaman  yapılan  “Asker almada  ihtiyaç  fazlası  ve  yığılma  yoktur.”  Açıklaması  yaparak,  kamuoyun  beklentilerini  gidermede  bayağı  zorlanacaktır.  Bu  gerçek de  gözardı  edilmemelidir.  Olası  bir  facia  sonrası  toplumsal  bir  gerginliğin  yaşandığı  bir  ortamda  bu  gibi  konuların  gündeme  gelmemesi  için  yetkililer  şimdiden  gerekli  önlemleri  almalıdır  ve  kamuoyundaki  bedelli  askerlik  beklentisi  için  kökten  çözüm  üretmelidirler.

       Bana  göre  asıl  sorun,  ne  bedelli  askerliğin  getireceği  kaynak,  nede  asker almadaki  ihtiyaç  fazlasıdır.  Asıl  sorun  ordunun  modernize  edilerek  süratle  küçültülmesi  sorunudur.  Çok  güçlü bir ordunun  ülke  menfaatlerini  korunması  bakımından  yararlı olacağı  söylenmektedir.  Ancak, güçlü orduyu ekonomisi güçlü olan bir ülkede  kurmadıkça, adeta silah geri teper ve güçsüz ekonomi üzerine kurulan ordular  ülkenin dışa olan bağımlılığını daha da arttırır.  (Kürt devletini kuracakların güçlü Türk Ordusunu  dinlemeden pervasızca açıklamalarda bulunduğu gibi.)  Ülkenin  menfaatlerini  korumak  ve  caydırıcı  olmak  adına  tam  tersine  güçlü  olayım derken azaltır.  Böyle  durumlarda  güçlü  ordu  gücünü sadece iç meselelerde  hissettirir.  Yani  asıl  amacı  olan,  ülkeyi dış güçlere karşı koruma ve caydırıcılık görevinden istese de istemese de uzaklaşır.  Ekonomik  yönden  güçlü  olmayan  bir  ülkenin  çok  güçlü  ordusu  (Yabancı, özellikle  Amerikan silah sanayii  ile  donatılmış.)  Elindeki  bu  silahları  ne  kadar  etkin  kullanabilir,  nasıl  ülke  menfaatlerini  koruyabilir,  sorarım  size?

        Ordunun  modernize  edilmesi  ve  küçültülmesi  yetkililer  tarafından  benimsenmiş  ve  bu  çalışmalar  uzunca  bir  takvime  yayılarak  somut  adımlar  atılmaya  başlanmıştır.  Ancak,  istenilen  sonuca  hala  ulaşılmamıştır.  Gelişen  dünyaya  ayak  uydurmak  ve  çağın  standartlarına  uymak  için,  ordumuz  süratle  modernize  olmalıdır.  Ekonomik  yetersizliklerden  dolayı  ordumuz  mevcut  halini  koruyarak  modernize  olamayacağına  göre,  ordunun  küçülme  işlemi  uzunca  bir  zaman  dilimine  yayılarak  değil,  gerekli  incelemeler  yapıldıktan  sonra  birden  yapılmalı,  ardından  artan  kaynaklarla  ve  sağlanacak  ek  gelirlerle  derhal  modernize  işlemleri  tamamlanmalıdır.  Bunlar  yapılırkende  ordunun  yabancı  silah  sanayine  olan  bağımlılığı  süratle  azaltılmalıdır.

         Yapılan  bu  çalışmalar  sonucu  askeri  yetkililerin  her defasında  yapmış  oldukları  ihtiyaç  fazlası  asker  kendiliğinden  oluşacak  ve  bedelli  askerlik  bu  sefer  askeri  yetkililer  tarafından  son  kez  gündeme  getirilerek  bütün  sorun  ve  beklentiler  kökünden  halledilecektir.

         Nihayi  sonuca  varılıncaya kadarda,  ülke  ve  vatandaşın  ekonomik  menfaatleri  gözetilerek  belli  aralıklarla  bedelli  askerlik  uygulamaya  konulmalıdır.  Her ne  kadar  resmi  rakamlara  yansımasa da  gerek  yurt  içinde  gerekse  yurt  dışında  bir şekilde  askerliklerini  tecil  ettirenler  yada  askere  gitmeyenlerin  oluşturduğu  gizli  yığılmalarda,  bedelli  askerlik  getirilerek  eritilmelidir.  Yetkililer,  toplumdan  gelen  bu  talebi  gözardı  etmemelidirler.  Ateş  olmayan  yerden  duman  çıkmaz!  Toplum  tarafından  sıklıkla  gündeme  getirilen  bedelli  askerlik,  olası  İstanbul  Depremi  sonrası  gündeme  gelirse  bırakın  askere  almada  fazlalığı,  tam  tersine  askere  almada  sıkıntılar  yaşanacağını  ve  yetkililerin  zor  duruma  düşeceğini  söylemek  kehanet  olmaz  sanırım.

         Yetkililer,  Bedelli  Askerliği  toplumsal  adaleti  sarsıcı  kalıcı  bir  uygulama  olarak  görmemelidir.  Nasıl,  kamu  vicdanını  rahatsız  eden  bazı  geçici  af  ve  uygulamalar,  ülke  menfaatleri  gözetilerek  geçmişte  uygulanmışsa.  Bedelli  Askerliğe de  bu  gözle  bakmalı  ve  rutin  talep  ve  cevaplardan  oluşan  bu  kısır  döngü  kökünden  çözülmelidir.

 

Türkiye'nin Tarafsız Haber Sitesi - http://www.ekonomikcozum.com
Yazarların yazıları kendi görüşlerini içermektedir. Yazıların yayına alınmaları yazarlar tarafından yapılmaktadır. Ekonomikçözüm Haberin kontrolüne tabi değildirler.