baner5.gif (19745 bytes)
  
.

Prof. Dr. Mehmet Ali Körpınar Yazıyor... 

ali@korpinar.com

17.05.2006.

.
LOZAN ANTLAŞMASININ ÖNEMİ.
Ayrıca ülkemizin ekonomisi yeniden ve gereksizce boçlandırılarak çökertilmek ve Avrupanın hasta adamını yeniden yaratmak böylece de Sevr öncesi koşullarına döndürmek istiyorlar. Bu isteğe ülkemizde yönetime gelenlerde seçim vaadi ile gereksiz harcamalar ve geri döndürülemeyen yatırımlarla katkıda bulunmaktadırlar.
.
 

7-              Değerli Arkadaşlar.

        LOZAN ANTLAŞMASININ ÖNEMİNİ içeren ve geçen yıl bu günlerde yayınladığım bir yazımı bilgilerinize YENİDEN sunmak istiyorum. Çünkü AB’nin Türkiye Temsilciliği Siyasi İşler Müsteşarı Martin DAWSON, Vakıflarla ilgili yasa neden çıkmadı diye Anayasa Kom Bşk. Sn. Köksal TOPTANI sigaya çekiyormuş (06.07.2006- Cumhuriyet)

LOZAN ANTLAŞMASININ ÖNEMİ!

Ülkemizin kuruluş belgesi sayılan ve 1920 de imzalanan SEVR antlaşmasını ortadan kaldıran Lozan Antlaşmasının imzalanmasının 82. yılı tüm vatanseverlere kutlu olsun. 

24 TEMMUZ 1923 de imzalanan bu antlaşma, başta Yüce Önderimiz Mustafa Kemal ATATÜRK ile

Başdelege: İsmet İnönü (Dışişleri Bakanı),

Delegeler: Dr. Rıza Nur (Sağlık Bakanı), Hasan Saka (Maliye Bakanı),

Ve diğer temsilcilerimizin masa başında kazandığı çok önemli bir zaferdir. Çünkü şehitlerimiz ve gazilerimiz sayesinde kazanılan kurtuluş savaşı sonucunun masa başında da belgelendirilmesidir. Bu uğraşda emeği geçenleri minnet ve şükranla anmak isterim.

Lozan Antlaşmasını imzalayan ülkeler (İngiltere, Fransa, İtalya, Yunanistan, Romanya, Japonya ve Hırvat-Sırp kırallığı) , bu antlaşma ile Türkiye Cumhuriyetini tanımış ve egemen bir ülke olduğunu kabul etmişlerdir. Bu tanıma kolay olmamıştır. Ulusal egemenlik hakkımız için kanla ve canla çok yüksek bedel ödemişizdir.

Günümüzde ise gerek Lozan antlaşmasını imzalayanlar ve gerekse de imzalamayanlar ortak bir amaç için fırsat kollamaktadırlar. O da Lozanı antlaşmasını delmek ve böylece ülkemizin bölünmez bütünlüğüne son vermekdir. Örneğin 20 Ekim 1921 de Fransa ile imzalanan Ankara antlaşması ile Güney sınırımız belirlenmiştir. Lozan Antlaşması ile de Güney sınırlarımız teyit edilmişdir. Ancak söz konusu iki antlaşmayı da imzalayan Fransa’nın okullarında okutulan coğrafya derslerinde kullandıkları haritalarda Güneydoğu Anadolu Kuzey Kürdistan ve Doğu Anadolu da Ermenistan olarak saptanmış durumdadır.

Yine Lozan Antlaşmasının delinmesine bir başka örnek; Yedikule Surp Pirgiç Ermeni Hastanesi Vakfı'nın Türkiye aleyhine yaptığı başvuruyu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önceki gün kabul edilebilir bularak, esastan inceleme sürecini başlattı. 1832'de kurulan vakıf, mahkemeye yaptığı başvuruda Türkiye'de Müslüman olmayan dini azınlıklara ait vakıfların mülk edinmeleriyle ilgili mevcut yasal düzenlemelerin Lozan Antlaşması'yla kısıtlandığını belirtti ve bu durumun Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne aykırı olduğunu savundu. AİHM, azınlık vakıflarının mülk düzenlemelerini Lozan'ın kısıtladığını öne süren Ermeni vakfının şikâyetini incelemeye aldı. AİHM, geçen yıl da aynı gerekçelerle Türkiye hakkında şikâyette bulunan Fener Rum Erkek Lisesi Vakfı'nın başvurusunu kabul edilebilir ilan etmişti. (22.07.2005-Milliyet-Güven Özalp-Brüksel).

Ayrıca ülkemizin ekonomisi yeniden ve gereksizce boçlandırılarak çökertilmek ve Avrupanın hasta adamını yeniden yaratmak böylece de Sevr öncesi koşullarına döndürmek istiyorlar. Bu isteğe ülkemizde yönetime gelenlerde seçim vaadi ile gereksiz harcamalar ve geri döndürülemeyen yatırımlarla katkıda bulunmaktadırlar.

Değerli arkadaşlar,

Birde ülkemizin kuruluş belgesi sayılan LOZAN antlaşmasını 18 Ocak 1927 yılından beri tanımayan bir dost ülke var. Bu ülke yani ABD, bizi bazen stratejik ortak ve bazen de stratejik arkadaş olarak kabul etmektedir. Şimdi Güneydoğu komşumuz olan bu ülke, ülkemizde 35.000 şehit ve onbinlerce gazi verdiren bir terörist örgüte karşı ne yazık ki bizden yana taraf olmamaktadır. Nasıl bir dostluk ve stratejik ortaklık anlayışına sahip olduğunu algılayabilmiş değilim. Bu güne kadar ülkemize karşı takındığı tavır ve almış olduğu konum hakkında kaygı ve kuşku duymaktayım.

15.02.2005 tarihinde yayınladığım NE EKERSEN ONU BİÇERSİN başlıklı yazımda da değindiğim gibi,

(YAZIMIN DEVAMI: http://www.vatansever.biz/modules.php?name=Kose_Yazilari&op=viewarticle&artid=22 )

ülkemize karşı yapılan yanlışlıklar ve haksızlıklar için ABD’nin yeniden düşünmesi ve gerçek dostun nasıl olması konusunda önce bir özleştiri yapması gerekmektedir. Sonra da bir EMPATİ ile yeniden durum değerlendirmesi yapmasını önermek isterim.

ABD parlamentosu LOZAN ANTLAŞMASI’nı resmen kabul ettiğinde, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak, ABD hakkında duyduğum kuşku ve kaygı ortadan kalkabilir zannediyorum.

Umarım bu önerilerime ekleyecek ve geliştirecek pekçok şey bulursunuz. Emeklerinizin boşa gitmeyeceğine eminim. Çünkü kazanan ülkemiz ve Türk Milleti olacaktır.

Sevgi ve saygılarımla (17 Mayıs 2006.)

Prof.Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR.

 

 

Türkiye'nin Tarafsız Haber Sitesi - www.ekonomikcozum.com
Yazarların yazıları kendi görüşlerini içermektedir. Yazıların yayına alınmaları yazarlar tarafından yapılmaktadır. Ekonomikçözüm Haberin kontrolüne tabi değildirler.